Sernaverok

24.12.15

Bizden Sizden-1(Yazı Dizisi)

  Ben Kırşehir’liyim. Asimile olmuş bir kürt kızıyım. Babam kürt, annem kürt. Çocukluğum Ankara’nın Dikmen mahallesinde geçti. Küçükken annemin babamın konuşmalarından devrimcilerin mahallemize geldiklerini anlardık ama devrimin ne olduğunmu bilmezdik. Biraz daha büyüdük biz, büyürken tabi o güzel devrimciler asılmışlar, zindanlara atılmışlar, biç birini tanımadık görmedik. Daha doğrusu bize göstermediler. Kahramanları, kahramanlıklarını anlatamadılar, gizlediler. Neden mi, korkuyorlardı, kimden mi ? onları asanlardan, vuranlardan, zindana atanlardan. Onların bir adı var.
     Devlet..! devlete göre özgürlüklerini isteyenler haindi, yok edilmelilerdi. öyle de yaptılar. Tek hesap edemedikleri örgütledikleri. Özgürlük sevdalılarının yıllarca davalarını sürdürebildiklerini. Neyse ben bu derin yaradan bahsetmeyeceğim. Kendi yaramdan, o zamanlardaki gibi öldürücü değil ama yakıcı yaramdan. Benim de kanayan bir yaram var. Yaramı adlandırdım. ‘’Bizden sizden’’
    Henüz 17 yaşında iken bir adamla tanıştım. Adı aşkım mıydı, sevdam mıydı bilmiyorum ama onunla iki ay içinde evlendim. Bütün karşı gelenlere rağmen ve Diyarbakır’dayım. Yeni bir aile, bilmediğim bir dil, bir sürü akraba çocuk etrafımda fır dönüyor. Ben şaşkın şaşkın gülücüklerle onlarla anlaşmaya çalışıyorum. Onlara göre ben Ankaralı türk gelinleri oldum. iki ay Diyarbakır'da kaldım. Ailem ve eşimle sonra evliliğimin ilk günleri eşim Şırnak’a gitti. işlerini halletmek için. Döndüğünde ailesini Şırnak'a yerleştirdi. Biz de Mardin’e yerleştik. Hem okuyordu hem çalışıyordu.         Benimle hiç siyaset konuşmazdı. Arkadaşları gelirdi. Onlarla hararetli hararetli tartışırlardı. Ama Eda sadece çay doldurur, boş boş onları dinlerdi. Eda da boştu, cahildi. Hiç okumamıştı. Her şeyden bihaber yaşamıştı. Mardin’de az çevresi olmaya başladı Eda’nın. Bir öğretmen arkadaş, elinde bir kaç dergi ve özgür gündem gazetesiyle oturmaya geldi. Sohbet, çay derken gazeteyi aldım, göz atmaya başladım. Bir haberi okurken ağzımdan iki 'terörist' öldürülmüş diye çıktı laf. Öğretmen gazeteyi elimden çekti, ne diyorsun sen ! ağzından çıkanı kulağın duysun, dedi. Bir hışımla çıktı çıktı gitti. Bir şey demedim eşime, oda sormadı zaten. Bir daha doğru düzgün konuşmadı benimle içten içe üzülmekle kaldım.
     Bir kızım oldu, gelen giden kızımıza isim konulacak. Herkeste telaş ama ben diretiyorum ismi Damla olacak diye. Rüyamda gördüm damla olacak. Bilmediğim bir isim olmayacak ama havada Zilanlar, Beritanlar, Zelallar uçuşuyor. Sonunda anlaşmaya varıldı. Damla Zelal oldu. Güzelde oldu ama şimdiki aklım olsaydı, Zilan yada Beritan olurdu. Bir gün eşim hazırlığını yap haftasonu Şırnak’â gideceğiz dedi. Çıktık yola. Giderken her yarım saatte bir yol kontrolü, erkekler aşağıya indiriliyor, tek tek araniyor. Kadınların kimlikleri alınıyor, yüzlerine pis pis bakılıp kontrol ediliyor. Bitiyor, kontrol tekrar tekrar en sonunda hava karardı.... Kasrikteyiz. Yine kontrol kimlikler alınıyor. Ben ve bebeğim arabada, bir asker kimliğime bakarak, senin ne işin var burada , diyor. Ben, ailemi ziyarete geldim, diyorum. Welhasıl derken laf evrildi çevrildi, falan filan derken laf Ankara'ya gidiyor. Aynı mahalle çocukları çıkıyoruz askerle. Biraz daha sohbetten sonra artık yola devam etmemiz gerek. Asker konutanına sesleniyor , konumutanım , komutanım ! Bunlar bizden, geçebilir, dedikten sonra YARALANDIM . Bunlar BİZDEN dedi de diğerleri KİMLERDEN. Eşim, kardeşleri , akrabaları, eş, dost, Şırnak'ta yaşayanlar kimlerden. Kimler onlardan ? BİZDEN KİM, SİZDEN KİM ? İçimde açılan yara ile kafamdaki soru işaretleriyle vardık Şırnak'a. Herkes mutlu yenge gelmiş . Hem de Türk, yabancı. Herkes Bir şey yapmak istiyor, mutlulukla. Anne mutlu, gelini gelmiş, torunu gelmiş, oğulları gelmiş. Yemekler çeşit çeşit. Gelen -giden hiç dormuyor. Uyku vakti. Evde iki oda var. Birince amca yatıyor, diğer odada hep birlikte yatacağız, bebekte var ya.... çok güzel geçiyor, gece çocuklar cıvıl cıvıl derken silah sesleri tak tak tak sonra tatataktaktaktak, hiç durmadan. Anne hemen kalktı pencerelere sünger döşedi. Etraf karanlığa büründü. Ben merakla soruyorum(korku yok çünkü ne olduğunu bilmiyorum) ne oluyor diye sorduğumda ise, yok Bir şey, diye geçiştiriyorlar ama ben inatçıyım, bu sefer kafamda soru işareti bırakmayacağım. Pencereden bakacağım ama diğer odaya geçmem gerek. İzin istedim, amcamdan, bakmak isitiyorum , diye. İzin verdi . Pencerenin ucundan baktım, bir panzer kocaman ! Üzerine oturmuş 2 yada 3 maskeli adam. Ellerinde bira şişeleri, etrafa ateş açıyorlar. Bu manzarayı gördükten sonra açılan yaram sızlamaya, kanamaya ve şişlenircesine acımaya başladı , hiç durmadan.


     Gel zaman git zaman , Şırnak'a yerleştim. Evimiz artık Şırnak'ta. Kardeşlerim, annem akrabalarla tanışmay, gelip-gitme, dostluklar yani işin özü güzel olan ne varsa insan olmaya ve misafirperverliğe dair başladı. Yeni ailem .....(Devam Edecek)
Eda KAYAŞ

2 comments:

  1. güzel bir yazı dizisi seni tebrik ediyorum.

    ReplyDelete
  2. Eda Kayaş arkadaş..Duygularını içtenlikle dile getirmen çok güzel..yazıda bazı küçük,düzeltilmesi basit hatalar var..Hiç önemli değil..Devam et, inanıyorum çok güzel olacak.Sevgilerimle.

    ReplyDelete